Gerçekten de öyle... Bir yoktu iki oldu. Son zamanlarda düşünüyorum da, ne kadar şükretsem az. Sabah işe giderken çocuklara şöyle bir bakınca iç geçiriyorum hemen. Düne kadar anne olamayacağımı düşünürdüm. Malum bir dünya hamilelik ve doğumdan sonra sonu hep hüsran olan, hikayelerim var benim.
Upuzun geçirilmiş evli ama çocuksuz yıllarım, bu yıllarda alıştığım, başına buyruk ve rahat zamanlarım. İnsanoğlu nankör diye boşuna dememişler.
Çektiklerimi, düşündüklerimi, ama en önemlisi hissettiklerimi unutmadım. Mesele tam da bu da değil yani. Asıl sorun arada bir aşırı başına buyruk zamanları canımın çekmesi. Bazen kendime fazla bakamadığıma, gezmek istediğime, dilediğim kadar telefonda, bilgisayarda vakit geçiremediğime yakınır gibi oluyorum. Sonra hemen kendime geliyorum. Gül dur saçmalama , nankörlük yapma, daha dün ortada bu bebelerin biri yoktu şimdi hiç hesapta yokken iki tane var diyorum.
Çocuk sahibi olmaya çalışan arkadaşlarım var etrafımda, onları tam olarak anlayamasamda anlıyorum. Başkalarına karşı yaşadıklarımdan olsa gerek aşırı hassas yaklaşıyorum onlara. İncindiklerini biliyorum bir çok konuda.
Çocuk sahibi olmaya çalıştığım dönemde bu durumun nasip olduğunu kabullenip, pekte kafama takmasam da beni de inciten olaylar olmuştu. Mesela bizim Doğuda yaşadığımız dönem, bir arkadaş bana ne için uğraşıyorsun olmuyor işte, evlat edinsene demişti. O ana kadar hiç olmayacak kısmına ihtimal vermediğimden midir, nedir çok üzülmüştüm. Yada bazen çocuğu olmayanın nazarı değer dediler bende bu yüzden hamile olduğumu senden sakladım diyenler... Aaa nasıl yani demeyin var vallahi de böyle hasta ruhlu insalar.
Neyse işte velhasıl kelâm yıllar geçti, asır gibiydi benim için ama ortada bir çocuk yokken evde şenlik gibi iki çocukla gayet keyifli vakitler geçiriyorum.
Arkadaşlarım bana hala üçüncü çocuk diyorsun saçmalama dese de, imkanlar ve şartlarım elverse hiç düşünmez hemen isterim diyorum. Biliyorum çok zor ama açlık duygusuyla karışık bişey benimkisi.
Tarifi yok, kelimeler yetmez, uykusuz işe gittiğimde bu durumdan yakınırken utanıyorum. Sus diyorum sus.... İçimden kendime... Bazen çocuklara kızınca da öyle, kendimi suçlu hissediyorum. Umarım bu durum hep devam eder. Umarım zaman aşımına uğramaz. Çünkü ziyadesiyle tahammül katıyor bana...
Evde iki tane, ikiside elimin altında iken arkadaşlarımın, kuzenlerimin çocuklarını uzun süre göremeyince özlüyorum mesela. Başkalarıyla paylaşınca bu durumu doymadın mı diyorlar. Evet doymadım ben, doymuyorum... Hepsinin yeri apayrı, hepsi ayrı bir güzel, ayrı bir tatlı...
Birde biraz büyüdüklerinde nasıl keyifli olacak kimbilir. Dualarımda hep anne olmaya çalışanlar ve evladı ile sınanan anneler var. Her ikisi de zor. Çok zor... Hani derler ya evladını kaybeden anneye isim bulamamışlar diye. Bulunmaz, bulamazlar... O acının tarifi yok ki adı olsun...
İnsanoğlu bir garip... Anne olduğu yaşla böbürlenen arkadaşlarım var mesela. Yahu arkadaşım oldu da biz mi geri yolladık. Yaşadık işte. Geçti gitti. Uygun zamanı bu zamanmış ne yapalım yani.
Eskiden ben başıma gelenleri anlatmak bile istemezdim. Şimdi hikaye anlatır gibi anlatıyorum ama acısını unutmuş değilim. Zaten unutmuş olsam, bu kadar iştahlı olurmuyum yahu :)
Home
»
annelik zor
»
düşük
»
erken doğum
»
iki çocuk
»
iki mucize
»
infertilite
»
tüp bebek
» Bir Yokmuş İki Olmuş
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder