Arı gibi çalışan, pozitif anne.... :)

Edibe Aydoğan'ın Kaleminden Annelik.... Yüreğine sağlık.




   Anne olmak, hayatımızdaki en önemli ve uzun deneyimlerden birisi. Anne olmak herkes için farklı bir anlam taşıyor. Herkesin anne olmaya yüklediği anlamlar da farklı. Sadece anne olanların tarif edebileceği o sonsuz ve sınırsız sevgi kaynağını hissetmek.
   
   Annelik deneyimi içinden geçerken içimizden gelenler ve çevremizdeki sayısız bilgi, etrafımızın bize söyledikleri ve kendi annemizden gördüklerimiz derken çoğu zaman kafamız karma karışık oluveriyor. Hepimizin tek ortak kaygısı en iyi anne olmak ve bebeğimiz için en iyisini yapmak.
Anne olmak ve annelik yapmak o kadar farklı kavramlar ki aslında ayni gibi görünse de. Biraz açıklamak gerekirse ;

   Anne olmak ; içimizde, genlerimizde özümüzde zaten var olan her şey.  İçimizde çoğu zaman dinlemediğimizde bir sesi vardır. Hani bazen deriz ya içimden bir ses şöyle dedi diye. İşte o ses zaten bebek için bilmemiz gereken her şeyi bilir. Zaten biliyoruzdur aslında neyin önemli olduğunu.
Annelik yapmak kavramında ise ; içimizdeki sesi kısıp başkaları ne diyor diye kulağımızı açtığımızda başlar .Çok fazla sahiplenme vardır. Burada kıyas vardır doğal olarak. Benim bebeğim senin bebeğin durumları başlar, benim ki uyudu ,yemek yedi ,yemedi yürüdü yürümedi, dişi çıktı çıkmadı. Ne yedirsem ne giydirsem. Aman benim evladım eksik kalmasın. Neşeli olsun ama çok da şımarmasın, koşsun ama düşmesin vb bir sürü isteklerimiz başlar bir süre sonra. Bebek büyüdükçe farklı sorumluluklar da beraberinde gelir ve kulağımız gözümüz kıyaslamada olduğu sürece bizim kaygılarımız korkularımızda büyür gider. Ve anne olmayı unutur gideriz. Artık tek bildiğimiz annelik yapmaktır. Bu durumda bebeğimiz, çocuğumuz bizim özümüzdeki ihtiyacı olan gerçek sevgiye hiç bir zaman tam anlamıyla ulaşamaz. Annelik yapmanın koşturmacasında bu en önemli şey unutulur gider. Yıllar sonra kendimize göre en iyi annelik yapmayı başarmış birisi olarak çocuğumuzda gördüğümüz garipsediğimiz, hoşumuza gitmeyen hatta bizi üzen herşeyin en büyük sorumlusu da yine biz oluruz.Yapacak pek de bir şey kalmamıştır artık çünkü artık çok ama çok geçtir.
O yüzden bugün herşey daha çok başında iken elimizde onca çok  fırsat varken içimizden gelen o seslere kulak verelim.


   Her bebeğin ihtiyacı çok ama çok farklı.


   Bırakın o gun yemek yemesin belki o gün yemekten çok size sarılmaya  belki de biraz daha oyuna belki de dışarıda dolaşmaya ihtiyacı var biz yetişkinlerin bile her günü ayni mi ? Her gün aynı şeyi yapmak  bizi ne kadar mutlu ediyor?
Başına buyruk mu olsun ,zayıf mı olsun ,uykusuz mu olsun dediğinizi duyar gibiyim?
Bir çocuğun gerçekten annesi olduğunuzda bu sorulara gerek bile kalmaz. kulağınızı o tüm gereksiz bilgilere kapattığınızda bebeğinizin içinden gelen sesi duyarsınız.


   Araştırmayın okumayın sormayın öğrenmeyin anlamı kesinlikle çıkmasın bu söylediklerimden.
İçinde bulunduğumuz çağ da etraf zaten bilgi dolu. O kadar bilgiyi okuyup soracağınız zamanı bebeğinizi severek ona sarılarak onunla oyun oynayarak geçirmek bence daha önemli.
Benim annem 18 yaşında beni dünyaya getirmiş internet felanda yok haliyle. Ama geçmişe dönüp baktığımda sevgi ilgi vb konusunda hiç ama hiç eksik yanım olmamış annem keşke böyle olsaydı dediğim hiç bir şey yok. Çünkü annem bana gerçekten anne olmuş annelik yapmamış. Bugün ayakları üzerinde duran kendine ait şirketi olan ,cesur bir iş kadını olmam  annem sayesinde. Bende ilk  anne olduğumda , ilk zorluklar karşısında ağladığımda bana hep aynı şeyi söyledi. Ben kendi iç sesimi dinledim ve hiç yanılmadım.

  Şimdi oğlum 6 aylık. 6 aydır anne olmayı deneyimliyorum. Oğlum hala uyku konusunu keşfetmeye çalışıyor. Ama onun dışında bir sürü kendine özel  beni şaşırtan bize göre mucizelerin sahibi .ilk 4 ay gece gündüz koynumdan hiç çıkmadı .Ama şimdi o kadar sakin ve huzurlu ki. İyi ki annemi iyi ki iç sesimi dinlemişim.
   
  Anneme ve tüm annelere sevgilerimi yolluyorum.

  Dünya yeterince karışık bir yer bırakın içiniz, eviniz, bebeğiniz huzurlu olsun.

1 yorum:

 
Top