İki melek annesi , uzun yıllardır evli, eşiyle gayet mutlu bir GülEn Anne, yıllar önce yaşadığı maddi sorunları, evliliğini ve kendisini nasıl etkilediğini, sabrederek daima şükrettiğini, aslında ne kadar basit şeylere canımızı sıktığımızı anlatıyor.

Yüreğine sağlık, iki melek annesi....




Şükürden bahsetmek istiyorum.

      Hepimiz zaman zaman bişeylerden memnun olmayız. Şu koltukların da modası geçti, daha büyük bir televizyon alsak, telefonumun da modeli çok eski... gibi. Ya da olmadık şeyleri, aslında küçücük olmalarına rağmen, büyütür, koskocaman bir dert ediveririz kendimize. Ama hayat karşımıza gerçekten bir sorun çıkardığında anlarız ne kadar boş ve saçma şeyleri dert edindiğimizi.


    Biz 2004 yılında evlendik. Hiç çok zengin olmadık. Orta halliydik, evimiz kiraydı ve eski bir evdi. Ailelerimizin gücünün yettiğince eşyalar alıp, kurduk yuvamızı. Her ne kadar bazen patavatsızlar çıkıp,  "aaa hiç böyle yeni gelin evi olur mu" diye canımı sıksa da, mutluydum evimde. Eşim bir tavuk firmasında çalışıyordu. Geçinip gidiyorduk. Sonra bir gün eşim işinden istifa edeceğini söyledi. İstifa edip, aynı yerde prim usulü çalışacaktı. Bir kamyonet alacaktı, taksitle. Bağkur ödeyecekti. Tabi ki kabul etmedim. Ancak eşimin söylediği anı daha dün gibi hatırladığım, ama biz böyle hiç bir şey sahibi olamayız, yerimizde sayarız gibi sözleri üzerine, acabalara yenilip kabul ettim. İlk zamanlar güzel di her şey. Bir süre sonra müdürü değişti, anlaşamadılar, hatta kavga ettiler. Bir akşam eşim elinde taksitini henüz bir ay önce bitirdiğimiz kamyonetimizin teybi ile geldi, hayırdır dedim, işi bıraktım dedi.


    Şoktaydım, ağlamaya başladım. Eşimin piyasadaki müşterilerinden alacaklarına karşılık kamyonete el konulmuştu. Eşim "sen hiç merak etme benim bir sürü alacağım var, onları toplar, bir kamyonet daha alırım, işime bakarım." sözleri, bir hafta boyunca sürekli arayanlar...


    Sonra hepsi bitti, ne arayan vardı, ne eşim alacaklarını alabildi. Başvurduğu ve yüzde doksan olur dediğimiz işler olmadı. Öğrendik ki eski müdürü engel oluyordu işe girmesine.


   Koskocaman korkunç bir kabusun içindeydim sanki, İşsizlik, artan borçlar... İnsanların eşimi ne yapıyor, nasıl diye değil de, çalışıyor mu diye sormaları, yaptıkları yorumlar ve insan içine çıkmak istemeyen ben. Boşanmayı çok düşündüm, hatta oturup kendimce hesaplar yaptım. Sonra oğlum Yiğit geldi hep gözümün önüne. Ona ne diyecektim. Anne neden evimize gitmiyoruz, babam nerede? sorulana ne cevap verecektim. Allah (c.c) insanları dünyada iken sınarmış, dayanabilecek mi, isyan mı edecek diye. Tek tesellim buydu. Bu benim dünyadaki sınavım dedim ve sabrettim. Pazara gittiğimde küçücük tezgahlar da bir şeyler satan insanlara özendim. Küçük bir araba almış tatlı satan insanlara.... Sabah eşini işe uğurlayan kadınlara...


   Evliliğimizin ilk yıllarında bir şeyler yazmışım, hani hayatımdaki en önemli şeyleri yazdığım defterimin ilk sayfalarına, evlilik yıldönümümüzde eşimin hediye almamasından, özel bir şey yapmamasından şikayet etmişim... Oooo... dünyam kararmış, Aslında ne kadar mutluymuşum...



   Çok ama çok zor yılların ardından şu anda iyiyiz. Çok "şükür". İstemeye istemeye, yıllarca yaşadığım şehirden  vazgeçmek zorunda kaldım ama tabi ki isyan etmedim. Ailemize bir de prensesimiz katıl dı Ceren. İnsanların hem eşimi işsiz diye eleştirip hem de büyümüş artık ikinciyi yap dediği ve nasip diye geçiştirdiğim, gelmesi 2015 7 Mart'a nasip olan kızım. Çok ŞÜKÜR...


   Eşim haftanın 5 günü yok. Şehir dışında. Zorlandığım zamanlar oluyor elbette ama aklımın bir ucundan "niye bu iş böyle ya" diye geçiveren sesi hemen susturuyorum ve çok şükür diyorum.


  Lütfen elinizdekilerin kıymetini bilin. Bir an için yaşadıklarımı yaşayabileceğinizi düşünün. Sevgiyle, sağlıkla ve en önemlisi de Şükür'le kalın...




İki Melek Annesi...

1 yorum:

  1. ihtiyacin var mi Acil kredi temas ericfinancee@gmail.com or ericfinancee@outlook.com

    YanıtlaSil

 
Top